Ana Sayfa

  
       Günümüzde tüm dünyada her alanda çok yönlü bir dönüşüm yaşanmaktadır. Bu sürece bakıldığında; sanayi toplumundan bilgi toplumuna, fordist üretimden esnek üretime, ulus devletler dünyasından küreselleşmiş dünyaya, modernist düşünceden post modernist düşünceye geçişlerin olduğu bir tablo ile karşılaşılmaktadır. Tüm bu değişim ve dönüşümlerin odağında ise; sınırları ortadan kaldıran, sosyal-ekonomik-kültürel-teknolojik-idari başta olmak üzere pek çok alanda köklü bir zihni değişimi zorunlu kılan küreselleşme olgusu yer almaktadır.

       Devletin görünen yüzü ve vatandaşlarla somut ilişkiler kurduğu platform olan kamu yönetimleri, var oldukları günden bugüne özel sektörle beraber önemli görevler üstlenmişlerdir. Dönem dönem öne çıkan, bazı dönemlerde büyük eleştirilere maruz kalan kamu yönetimleri; özellikle refah devleti anlayışının birikimi olan birçok sorunun yoğun olarak hissedildiği 1970'lerin sonundan itibaren köklü reform ve iyileştirme çabalarına sahne olmuştur. Daha sonraki süreçte paradigma boyutunda sorgulanan ve sorunların ana nedeni olarak görülüp üzerine fazlaca gidilen bu yönetimler, küresel güç odaklarının da hedefi haline gelmiştir. Devletin yeniden yapılandırılması temelinde; bir yandan özelleştirmelerle içi boşaltılmaya, diğer yandan yerel yönetimlerin güçlendirilmesi projeleriyle de asli görevlerine geri çekilmelerine çalışılmıştır. Merkeziyetçi, kapalı, bürokratik, hiyerarşik, verimsiz, kalitesiz, yavaş oldukları iddia edilen kamu yönetimleri; piyasa temelli, özel sektör anlayışına dayalı, işletme yönetimi ilkelerine göre yapılandırılmak istenmekte, devletin vatandaşla temas alanı adeta kabuk değiştirmektedir.

       Kriz dönemlerinden ve bunalımlı süreçlerden çıkış reçetesi olarak başarılı sınavlar veren, pek çoğu amacını aşan ağır eleştiri ve değerlendirmelerin hedefi olan kamu yönetimlerinin potansiyellerini ortaya çıkarmak zamanı gelmiştir. Kendini yenileyen, ihtiyaca cevap vermeyen yönlerini çağa uyduran, değişimin hedefi değil yönlendiricisi olan, yapı-personel-süreç boyutlarıyla ideal olanı yakalayabilen, vatandaşın gözüne girebilen kamu yönetimleri oluşturabilmek sadece bir kesimin değil, toplumun tümünün sorumluluğundadır. Gerekli insan gücü ve alt yapısı var olan kamu yönetimlerinden beklenen performansı görebilmek inancı en büyük destekçimiz olacaktır.


       Y.Doç.Dr. Murat AKÇAKAYA